Bir Müzik Belgeseli Üzerine: Anadolu’nun Kayıp Şarkıları

Ilgın Bâlâ* & Çağlayan Dinçer**

Yapımcılığını ve yönetmenliğini müzisyen Nezih Ünen’in üstlendiği Anadolu’nun Kayıp Şarkıları belgeseli sekiz yıllık bir çalışmanın ürünü olarak 2008 yılında festivallerde, 2010 yılında da sinema salonlarında gösterime girmiştir. 

Belgesel, yüzyıllardır Anadolu coğrafyasında yaşamış ve yaşayan; müziğini, sözünü, dansını, davranışını, yaşayış tarzını, kısacası tüm kültür mirasını nesilden nesile aktarmış olan uygarlıklardan bahsederek giriş yapmakta ve bu anlamda izleyicilere kültürün her öğesine eşit mesafede yaklaşmayı hedeflediği fikrini vermektedir. 97 dakika boyunca bu coğrafyadan sözlü/sözsüz uzun ya da kırık havalar ile bu ezgilere eşlik eden dinî/dindışı danslar; yöredeki günlük yaşam pratikleri; inanç, iş ve sanat; yöresel bir gelenek, hikâye ve/veya yörenin kültürel yapısına dair bir bilgi anlatımının olduğu kesitlerle örneklendirilmiştir. Filmin ismindeki coğrafi sınırlama düşünüldüğünde bu örneklendirme son derece adil, gerçekçi ve yerinde olmuştur.

Belgeselin sonunda filmin içerisinde değinilen her unsuru (kaynak kişi, çalgı, mimari vb.) tanıtmak için ona dair fotoğraflar bir dizi yazı eşliğinde izleyiciye sunulmuştur. Bu yazılarda, tanıtılan müzikler için “şarkı” ya da “türkü” ifadelerinin kullanıldığını görmek bizde bir soru işareti yaratmakla birlikte; bunun yerine daha kapsayıcı anlamda “ezgi” teriminin kullanılması veya seçilen terimlere dair kısa bilgiler verilmesinin bu bölümü daha faydalı kılabileceğini düşündük.

Filmde verilen Anadolu müziği örneklerinde kullanılan dillere (Türkçe, Kürtçe, Lazca, Rumca, Ermenice, Gürcüce, Adigece, Aramice, Arapça ve Farsça) bakıldığında, giriş bölümüyle içerik arasında bir tutarlılık yaratılmıştır. Bu coğrafyadaki dil çeşitliliğine, Türkçe konuşulan bölgelerdeki yöresel ağız özelliklerinin çeşitliliği de eklenince Anadolu’nun kozmokültürel yapısı belirginlik kazanmaktadır. 

İstanbul’un metropol kültüründeki görüntü ve sesler; elektronik müzik, klasik Avrupa müziği, oryantal müzik ve Anadolu müziğinin sentezinden oluşan ritmik ve melodik bir aranjman ile desteklenmiştir. Bu pekiştireç, İstanbul’un kozmopolit yapısının altını çizer nitelikte ve yerinde olmuştur.  Bununla birlikte Anadolu müziğinden verilen örneklerdeki ezgilerin de benzer şekilde aranje edildiğini görüyoruz. Buna bir örnek olarak filmin Urfa kısmındaki uzun havanın, yapılan aranje ile 3 süreli düzenli ritimde bir ezgiye dönüşmesinden bahsedebiliriz. Esas aktarılmak istenen ezgiyi doğallıktan çıkarıp yeni bir forma sokan bu tekniğin, filmin belirtilen amacı ve çekim üslubunu dikkate aldığımızda son derece düşündürücü olduğunu söyleyebiliriz.

Nezih Ünen’in yaşamıyla ilgili yaptığımız araştırma sırasında karşılaştığımız bir röportajda,[1] bir soruya “Dünyada çok az sanatçıya gerçekten ‘yeni’ bir şey yapmak kısmet olur. Ben de yıllardır Anadolu müzikleri ile ilgili bir modernizasyon çalışması yapmak istiyordum.” cevabını verdiğine rastladık. Ayrıca belgesel yayınlandıktan sonra müzik direktörlüğünü yapan Alp Ersönmez’in de katkısıyla yurt içinde Anadolu’nun Kayıp Şarkıları adında konserler de düzenlenmiş. Konserlerde, belgeselde yer alan ve hatta yer almayan bazı kayıtlar, üstüne caz, reggae vb. ritmik ve melodik aranjmanları ile canlı olarak çalınmış.[2] Bu durumda, amacın pek de filmin başında belirtildiği gibi bir derleme çalışması yapmak olmadığını, röportajda kendisinin de belirttiği gibi “yeni” bir ürün ortaya çıkarmaya çalışmak olduğunu anlamış olduk. Yapılan bu düzenlemelerle ortaya çıkan ezgilerin bir kolaj çalışması mı, yoksa “modern” ve “yeni” bir ürün mü olduğu ise tartışmalı görünmekte. Tıpkı ezgilerin ham halinin “modern” ve “yeni” olmadığı düşüncesinin tartışılabilir olduğu gibi…

Tüm bunlardan yola çıkarak filmin ismindeki “kayıp” ifadesiyle, filmde geçen ezgilerin “çağın gerisinde” ve “eskiden kalma” olduğu düşüncesinin vurgulandığını düşündük. Oysa bu ezgiler, filmde de görüldüğü üzere halen yaşaması ile çağdaş, azımsanamayacak sayıca kişi tarafından bilinmesi ve güncellenerek aktarılmaya devam etmesi ile de her an yenidir. Küresel ve/veya ulusal hakim kültürel yapıdaki bireylerin bu ezgileri ve çalgıları daha önce duymamış ve görmemiş olması ezgileri “kayıp” yapmamaktadır.

2012 yılında Amerika Santa Rosa Uluslararası Film Festivali’nde en iyi müzik belgeseli dalında ödül kazanmış olan belgeseli, girişinde belirtilenden farklı bir amaçla hazırlanmış olsa da izlemeye değer bir çalışma olarak görüyoruz.

İyi seyirler dileriz…


[1] bakiniz.com/nezih-unen-anadolunun-kayip-sarkilari

[2] Anadolu’nun Kayıp Şarkıları ‘Canlı’ – Âşık Sefai. youtu.be/O3Y1blZoIDw

* MSGSÜ Etnomüzikoloji Anabilim Dalı Lisans Öğrencisi.

** MSGSÜ Etnomüzikoloji Yüksek Lisans Programı Öğrencisi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s