Göksenin Tuncalı ile Blues Derneği Üzerine

Abdullah Kırbaş*

2018’de İstanbul’da kurulan Blues Derneği’nin başkanı ve kurucu üyesi olan Göksenin Tuncalı ile dernek hakkında söyleştik. Online iletişimin bu denli önemli olduğu pandemi günlerinde derneğin ikinci yıl dönümünü kutlama amacıyla Instagram hesabından canlı yayın olarak gerçekleştirdiğimiz söyleşiye derneğin takipçileri de sorularıyla katılma imkânı buldular. 

Dernekleşme fikri nasıl bir ihtiyacın sonucunda ortaya çıktı ve bu süreç nasıl işledi? Kurulma sürecinde ne gibi deneyimleriniz oldu biraz bahseder misin? 

Underground müzik piyasasında bir araya gelme ve örgütlenme fikri her zaman var olan bir düşünceydi. Blues Derneği, İnsanların bir arada bulunarak birbirlerini destekleme ihtiyacı sonucu ortaya çıkan bir oluşum. Biz böyle bir oluşumun içerisine girdikten sonra gördük ki bu tam zamanlı bir iş ve oldukça uğraş gerektiriyor. Ben iki senedir işimi gücümü bırakıp tamamen dernekle ilgilenmeye başladım. Elbette birçok risk almak gerekiyor, hem yasal olarak hem de dernek meselesi Türkiye’de biraz da korkulan bir şey. Bunun da birçok sıkıntısını çektik; mesela derneğe bir adres bulmamız gerekiyordu, fakat dernek dediğimiz andan itibaren kapıların yüzümüze kapandığı da oldu. Bu bir kültür sanat derneği, zaten bir grup müzisyen ile beraber kurduk. Tabii mevzuata hakim olmak gerekiyor. Anlamadığınız birçok şeyi araştırmak ve çalışmak gerekiyor. Bir ay boyunca derneğe mekan bulabilmek için çok uğraşmıştık. Her şey bizim ülkemizin sivil toplum kuruluşlarına aşina olmamasından doğuyor. Belki dernek veya benzeri bir oluşum kurma girişimi daha önceden de ortaya çıkan bir fikirdi ama ne kadar zor bir şey olduğunu gördükleri zaman geri çekilmiş olabilirler. Fakat bizim blues müzik piyasasına erişimimiz var. Diğer yandan proje hibelerine veya çeşitli desteklere de başvurabileceğimiz düşüncesi ile bu işi yapabilir miyiz yapamaz mıyız diye araştırmaya başladık ve dernekleşebileceğimize kanaat getirdik. 

Bir izleyicimiz, “Blues Derneği üyelik formunda ‘Nasıl bir katkıda bulunabilirsiniz?’ diye bir bölüm var. İyi bir dinleyici olmak katkı mıdır? Sizin nasıl bir katkı beklentiniz var?” diye sormuş.

Elbette iyi bir dinleyici olmak bir katkıdır. Derneğimizin www.bluesdernegi.org adında bir web sitesi var. Burada, “Hakkımızda” kısmında bir buçuk yıllık faaliyet raporumuzu göreceksiniz. Ne gibi etkinlikler yaptığımızı ve ne gibi projelere imza attığımızı görebilirsiniz. Blues ile ilişkilendirebileceğiniz herhangi bir sanatsal aktivite veya bir yazı, video, fotoğraf gibi aklınıza gelecek herhangi bir şeyi bizimle paylaşmanız bizim için bir katkıdır. Mesela profesyonel bir şekilde video düzenleyen arkadaşları bize destek olmaya çağırıyorum. Elimizde çok fazla video mevcut. Özellikle korona sürecinde YouTube ve sosyal medya paylaşımları daha önemli olduğu için, bir süre daha bunun üzerine gideceğiz gibi görünüyor. Dolayısıyla sosyal medya mecralarında iyi içerik üretmek bizim görevlerimizden biri.

Yine izleyicilerimizden, dernek üye sayısının kaç kişi olduğunu soran bir arkadaşımız var.  

Toplam 344 üyemiz var, çoğunlukla İstanbul Kadıköy’den. Burada yapılması gereken işler nedeniyle çok fazla şehir dışına çıkma imkanımız olmadı. Dört kere Ankara’ya gittik. Blues Derneği underground müzik piyasasında ilk kurulan derneklerden bir tanesi ve öyle bir durum var ki bu alanda at koşturabilirsiniz. Ben çok iştahlıyım bu konuda, “Şunu da yapalım, bunu da yapalım.” diyorum. Fakat bir derneğin tam olarak bir düzen sağlaması ve işlerin rayına oturması için en az üç beş yıl kadar beklemek gerekiyor. Bu sebeple tamamlamamız gereken eksiklerimiz var. Zaten YouTube sayfamıza bakarsanız bu eksikleri görebilirsiniz. Dolayısıyla hem üye sayımızı arttırarak hem de üyelerimizi dernek ile ilgili çalışmalara dahil ederek örnek bir dernek haline gelmek istiyoruz. 

Blues müzik icracıları veya dinleyicileri böyle bir oluşumu nasıl karşıladı? Olumlu veya olumsuz ne gibi geri dönüşler aldınız?

Dinleyiciler yüzde yüz çok olumlu tepkiler verdiler. Negatif tepkiler verenler de olmuş, bununla ilgili duyduğum bazı konuşmalar var. Örneğin “Bluesun da derneği mi olurmuş canım?” dediklerini biliyorum ama kimse yüzümüze karşı doğrudan böyle bir şey söylemedi. Müzisyen arkadaşlarımız da bize “Emin misiniz; çok zor bir iş, altından kalkabilecek misiniz?”, “İnsanlarla uğraşabilecek misiniz?” veya “Dernek kurmanın ne gibi zorlukları olduğunu biliyor musunuz?” gibi şeyler söylediler. Elbette bunlar bizi korumak istedikleri için söyledikleri şeylerdi, fakat kısa bir süre sonra herkes tam destek vermeye başladı.

Bir izleyicimiz, “Genç bluescular hakkında bir çalışmanız var mı?” diye sormuş. 

Birinci yılımızda Genç Bluescular Sahnede adıyla Ağaç Ev’de bir program düzenledik. Blues müziğin 12 bar (ölçü) esaslı bir ritmik yapısı var. Biz de buna binaen 12 saat süren bir canlı müzik düzenledik. 50’nin üzerinde müzisyen çıktı sahneye. Bu programda bize video atan genç arkadaşlardan bazılarını seçerek, birlikte jam session yaptık. Son dört ayda, geçen Aralık’tan itibaren Blues Night adında bir konser serisine başlamıştık. Her ay bir Beşiktaş’ta, bir Kadıköy Ağaç Ev’de yaptık bu konserleri. Bu sahnelerde 20’ye yakın müzisyen yer alıyordu. Bir hafta öncesinden bir kampanya başlatıyorduk ve “#bluesdernegisession hashtag’inin altına birer dakikalık videolarınızı gönderin ve biz de sizi çağıralım, beraber jam session yapalım.” diyorduk.   

Blues Derneği” çok kapsayıcı bir isim; bu bağlamda derneği, Türkiye’de icra edilen bluesun temsilcisi olarak mı görüyorsunuz? 

Derneği böyle bir oluşum olarak görmek haddimize değil tabii ki ama temsilcilerinden biri olabiliriz. Çünkü blues dinleyen, icra eden ve aşina olan birçok insan bu derneğin üyesi. Dolayısıyla Türkiye’deki temsilcilerinden biriyiz, ki bence ilgilenen herkes bireysel olarak bir blues müzik temsilcisidir. Ayrıca bluesun çok kapsayıcı bir şey olduğunu düşünmüyorum. Çünkü Türkiye’de bu müziğin dinleyicisi az, icracısı daha da az. Bize daha önce “Neden blues derneği kuruyorsunuz? Rock veya pop derneği kursanıza.” diyenler oldu. Fakat pop ve rock müziğin muazzam bir kitlesi var. Böyle bir şeyin altından kalkamayız. Oysa ki blues, biraz daha elimizin ulaşabildiği bir alan. Ayrıca bir kültürü temsil ediyor ve bir tarihi var. Örneğin, blues müziğin tarihine baktığımız zaman, Amerikan tarihine bakmış oluyoruz aynı zamanda. Köleliğin, ayrımcılığın ve cinsiyetçiliğin, acı dolu hikayelerin içerisinden çıkmış bir müzikten söz ediyoruz. Dolayısıyla çok güçlü ve bu hikayelerin içinden ders alınacak birçok şey var. Bu yüzden eğilmemiz gereken yer mutlaka burasıydı. 

Blues Derneği’ne kimler üye olabilir?

18 yaşını doldurmuş ve Türkiye’de ikamet eden veya oturma izni olan herkes üye olabilir.

Dernek ne gibi faaliyetler yürütüyor?

20 Mayıs 2018’de büyük bir konser ile ilk etkinliğimizi yaptık ve o günden bu güne toplam 22 konser, 28 atölye ve söyleşi yaptık. Toplamda 50 tane etkinlik yaptık. Bunun dışında ilk altı ay kuruluş aşamasıydı. Bu esnada yasal bir altyapı oluşturuyorsunuz, idari bir çerçeve çiziyorsunuz, neler yapılabileceğine bakıyorsunuz. Mesela logo tasarımından web sitesine, sosyal medya hesaplarından tanıtım malzemelerine kadar her işle ilgileniyorsunuz. Sonuçta yeni bir kurum ve arka planında bir sürü iş var. Bu kadar işi yapmamız zaten çok uzun sürdü ve altı ay böyle geçti. Ondan sonra, ilk genel kurulumuzu oluşturduk ve bu kağıt üzerinde değil, herkesin katılımıyla yapıldı. Oylar verildi, sunumlar yapıldı, faaliyet planları oluşturuldu. Demokratik sivil toplum örgütü olarak Kasım 2018’de tam olarak resmileştik. Daha sonra 50 etkinlik, 200’ün üzerinde toplantı yaptık, festival katılımlarımız oldu. Örneğin YavuzFest’e katıldık. Sivil Sesler Festivali’ne de katıldık. Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nin (STGM) her yıl düzenlediği bir festival bu. Geçen sene sağ olsunlar bizi de davet ettiler. Hem stant kurduk, derneğimizi tanıttık, hem de kapanış konserini biz yaptık. Beş farklı ekiple gittik ve her ekip farklı blues türlerinden örnekler verdi. Kimi Delta Blues, kimi Chicago Blues çaldı. Bunun dışında, enstrüman atölyeleri yaptık. Mesela, Nejat Yavaşoğulları ile rock müzik, evrensellik ve yerellik üzerine bir buçuk saatlik bir söyleşi düzenledik. Bunların hepsini YouTube kanalımızda paylaşacağız. 

Dernekte müzik eğitimi veriliyor mu? 

Şimdi tabii, eğitim denilince bu, milli eğitime bağlı olması gereken bir kurumun yapacağı bir iş. Bu nedenle sürekli bir eğitimden bahsedemeyiz. Böyle bir şey yapacak olsak bunun için birçok izin almak gerekir ki zaten derneklerin böyle bir şey yapması çok da mümkün değil. Fakat özellikle yaşadığımız Covid-19 salgını ile birlikte Dünya’nın biraz değiştiğini de görüyoruz, dolayısıyla biz de ayak uydurmaya çalışıyoruz. YouTube kanalımızda blues müzik dersleri vermeye başladık. Bu videoların ilkini sevgili Özgür Hazar yaptı. Sonra, sevgili Eray Arbak’ın videoları geliyor ikinci olarak. Çeşitli enstrüman söyleşileri ve dersleri YouTube kanalımızda mutlaka olacak.

Blues Derneği’nin ekonomik faaliyetleri var mı?

Dernekler kâr amacı gütmeyen kurumlardır. Sadece derneğe bağlı iktisadi işletmeler kurulabilir ve ticari faaliyetler onlar üzerinden yürütülebilir, ama henüz böyle bir şirket kurmadık. İleriki yıllarda düşündüğümüz bir şey ama şu an derneğimizin geliri yalnızca üye aidatları ve bağışlar ile sağlanıyor. Dolayısıyla bağışlar ve aidatlar çok önemli, tabii (korona dönemini kastederek) şu sıralar böyle bir şey istemek veya vermek zor olsa da bu bir gerçek. 

Woman Blues adında senin şahsına ait bir proje var ve yanılmıyorsam dernek kurulmadan önce de vardı. Bize biraz bu projeden bahseder misin? Ayrıca Woman Blues ile derneğin birbirine ne gibi katkıları oldu?

Woman Blues, benim, kadınlar tarafından yazılmış veya yorumlanmış blues parçalarını yorumladığım ve hikâyelerini anlattığım bir proje. Eskiden blues gruplarını dinlerdim fakat hep erkek şarkılarına denk gelirdim. Daha sonra kadınların icra ettiği blues şarkılarını araştırınca gördüm ki aslında çok var ama bilinmiyor. Halbuki 1920’lerde blues furyası başladığında, plak şirketlerinin blues müziği keşfedip harala gürele haftada 100 tane plak yaptıkları dönemde aslında bütün plakları kadınlar yapıyor. Kırsaldan kente taşıyan da bu kadınların kendisi ve söylemleri ile de çok önemli kadınlar bunlar. 60’lardaki biseksüel, lezbiyen ve feminist hareketin kültürel öncülerinin bu kadınlar olduğu söyleniyor. Acayip şarkı sözleri var. Tabii benim bunları öğrenince bir proje yapmamam imkansızdı. Türkiye’de blues müzisyeni az, özellikle kadın blues müzisyen sayısı çok daha az. Yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da bu durum böyle. Derneğin beş misyonundan biri olan ve benim de en çok üzerine titrediğim “blues müzikte kadınların yerini güçlendirmek” misyonu da bununla ilgili. Dolayısıyla kadınlara yönelik projeler yapıyoruz. Mesela, geçtiğimiz 8 Mart ile ilgili 6 saat süren bir etkinlik yaptık. Dans atölyesi, söyleşi, konser etkinliklerimiz oldu; çok güzeldi. 

Bir izleyicimiz “Woman Blues projesi kapsamında, yalnızca kadın müzisyenler mi çıkıyor sahneye?” diye sormuş.

Hayır, yalnızca ben ve kadınları çok seven erkek müzisyen arkadaşlar varız (gülüyor).

“Dernek çalışmalarını İstanbul dışında da yürütecek misiniz?” diye sormuş bir dinleyicimiz.

Elbette yürüteceğiz, zaten şu an online yürüyor işler. Sanırım buna İstanbul dışı diyebiliriz. Hatta bugün seninle de konuşmuştuk: Biz şehir dışı etkinliklerini, Batı’dan Doğu’ya değil de Doğu’dan Batı’ya doğru yapmak istiyoruz. İki sene önce Cizre’de bir konser vermiştik ve hayatımın en güzel konserlerinden biriydi. Bu nedenle Hakkari’den başlayıp Batı’ya doğru gelelim diye projeler yürütüyorduk. Maalesef koronadan dolayı yapamadık ama şu an Hakkari’ye online olarak ulaşabilecek durumdayız bence. 

Daha önceki sorularda bahsettiğin online ders ve workshop’lar dışında korona salgınının var olduğu şu günlerde derneğin online olarak yürüttüğü veya yürütmeyi planladığı projeler var mı?

Çok planımız var. Bununla ilgili çok soru ile karşılaştık. Mail atıp öneri sunan herkese buradan çok teşekkür ediyorum, sağ olsunlar fikirlerini esirgemiyorlar ve bir taraftan da motive ediyorlar. Bu süreçte pek bir şey yapmıyor gibi görünmemizin sebebi aslında tamamen kuvvetli bir altyapı oluşturmaya çalışmamızdan ileri geliyor. 7-8 tane projemiz var. Öncelikle şunu söylemek istiyorum, yalnızca müzisyenler veya müzik emekçileri değil, tabii ki pek çok kişi işini kaybetti, herkes ekonomik olarak çok zor günler geçiriyor. Bu süreçte ne yapabiliriz diye çok düşündük. Acaba sürekli müzik yapmamız durumunda insanları psikolojik anlamda kötü etkiler miyiz? En nihayetinde şöyle bir karar verdik: Neticede herkes zor günler yaşıyor, çok acı durumlarla karşı karşıya kalabiliyor; burada yapabileceğimiz en önemli şey, var olan sorumluluklarımızı bırakmamak ve her ne işle uğraşıyorsak onu elimizden geldiğince iyi yapmaktır. Hem kendimizin hem de etrafımızdaki insanların psikolojisine yardım etmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu zamana kadar bizim yaptığımız şey de Türkiye müzikal hayatına bir katkıda bulunmaktı. Biz bunu yapmaya devam edeceğiz. Bu sebeple bizden ses çıkmadığını düşünenler lütfen içini ferah tutsun, çok güzel şeyler gelecek. Öncelikle dediğim gibi YouTube kanalımızı düzeltmeye çalışıyoruz, bu sebeple lütfen bizleri takip etmeyi unutmayın. Çok güzel içerikler paylaşacağız. Şimdiye kadar yaptığımız 50 etkinliğin hepsini bu sayfada bulabileceksiniz. Ayrıca, blogumuza çok güzel yazılar gelmeye başladı. Bu yazıları belli aralıklarla paylaşmaya devam edeceğiz. Blues tarihi, müzik tarihi ve magazin yazıları gibi yazılar da bulunuyor. Onun dışında meydan okumalarımız (challenge) var. Sevgili Dinçer Tuğmaner ilk meydan okumayı “12 bar bir blues” altyapısı ile paylaştı, bu sayede insanlar altyapının üzerine çalabiliyorlar. Şimdi de o meydan okumaları bir video haline getirip YouTube kanalında paylaştık. İkinci challenge’i de Ozan Yuvarlak bir slow blues altyapısı ile attı. Şimdi bakalım onun üzerine neler çalınacak. Bu sayede birbirimizden haberdar olmaya ve etkileşmeye çalışıyoruz. Bunun dışında, web sitemizde bir forum oluşturduk ve burada çeşitli konular yer alıyor. Mesela, “İnsanlar korona sürecinde nasıl müzik yapacaklar?” gibi. Bunları tartıştığımız bir platform olmasını istiyorum. İnsanlara forum tarzı, biraz old school gelebilir ama aslında değil. Özellikle korona sürecini birlikte nasıl atlatabileceğimiz konusunda fikirler çıkar diye forumu çok önemsiyorum. Bir de online konserler var, tabii bunun için çeşitli partnerler bulmaya çalışıyoruz. Müzik emekçileri arasında çok sıkıntılı süreçler geçiren insanlar var. Biz de yaklaşık 350 üyesi olan bir dernek olarak insanlara ulaşıp onların dertlerini dinleyebilecek durumdayız. Şu durumda bir şeyler yapmamak olmaz. Biz yardımlaşma derneği olmasak bile bir şekilde dayanışma içerisine girmek zorundayız ve bu duruma gözümüzü kapatmamak zorundayız. Herkes yardım kampanyası düzenliyor, herkes bağış yapıyor veya istiyor, bu nedenle derneğimizin de yapması gereken ve boynunun borcu olan şeyler var. Dolayısıyla, Muddy Waters, Ağaç Ev ve başka ortaklar ile birlikte yayınlayacağımız online bir ortak yardımlaşma konseri planlamaktayız.

* MSGSÜ Etnomüzikoloji ve Folklor Anabilim Dalı 2019-2020 mezunu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s