Şimdi Yeni Şeyler Söylemek Lazım

Ilgın Bâlâ*

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2021 yılı için tasarladığı Yaz Konserleri dizisinde 9 Haziran Çarşamba akşamı saat 21.00’de İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu’nca[1] hazırlanan Mevlevi Mukabelesi[2] yer aldı. Mukabele, Hammâmizâde İsmail Dede Efendi’nin[3] Hüzzam Ayin-i Şerif’i ile gerçekleşti[4]. Bu ayin-i şerifin tercih edilmesinin özel bir nedeni vardı, vefatının 175. yılında Hammâmizâde İsmail Dede Efendi’yi anmak…

Topluluk uzun yıllardır Yenikapı ve Galata Mevlevihaneleri’nde seyirciye açık olarak mukabeleler düzenliyordu, ancak bu kez mukabele Covid-19 salgını nedeniyle seyircisiz olarak planlandı ve Yenikapı Mevlevihanesi’nden yapılan canlı yayınla T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı YouTube kanalından herkese açık ve ücretsiz olarak yayınlandı. Bir saat kadar süren, izleyici kitlesi 1000 ile 3000 kişi arasında değişen ayin-i şerifin yorumlara kapalı olarak yayınlanması dikkat çekiciydi.

Osmanlı-Türk müziğinin dinî/din dışı formlarının en büyüğü olan ayin-i şerife kudüm ile ney ana çalgılar olmak üzere tambur, kemençe, kanun, çello, bendir ve hanendelerden oluşan mutrıb can verdi. En ufak bir tereddüt olmaksızın akıp giden icrasıyla mutrıb, bestecinin ruhunu şad ederek bu törenin anma misyonunun da hakkını verdi. Semazenlerse postnişin önderliğinde hakikatin sonsuz yolculuğuna çıkarak öylesine içselleştirdikleri ritüellerini sırasıyla yerine getirirken kendilerinden önceki yol arkadaşlarını ölümsüz kıldılar.

Bir ayin-i şerifi mikrofonların duyurdukları ve kameraların gösterdikleriyle yetinmek zorunda olmadan, icracılarıyla aynı havayı soluyarak izleyenler bilir, çıt çıkmayan mevlevihanede yalnız semazenlerin ayak seslerini duymanın yarattığı o etkiyi… Benim de ekran karşısında heyecanla yayın saatini beklerken aklımdan geçirdiğim ilk şeydi bu ayak seslerini duymak! Ne yazık ki sesler ancak beşinci dakikada, postnişinin verdiği selamı mutrıb ve semazenler alırken yayına dahil oldu. Ritüelin en can alıcı noktalarından biri olduğunu düşündüğüm bu başlangıç, teknik nedenlerle sessiz biçimde yayına aktarıldı.

Ayin-i şerifi akustik olarak dinlemek, sesleri bir aracı olmaksızın doğrudan mekânda oluşan titreşimlerle hissedebilmek de başka bir can alıcı nokta. Elbette plaktan dinliyormuşçasına kusursuz olan bu icraya söylenebilecek övgü dolu sözlerden başka bir şey bulmak çok güç, ancak sesi gürlük dereceleri belirlenmiş vericiler aracılığıyla duymak ve kimi zaman postnişin hareket ettikçe mikrofonunun darbe almasıyla duyulan rahatsız edici sesler dinleyicinin uzun zaman sonra hasret kaldığı bu atmosfere kavuşması kadar ondan mahrumiyetiydi de aynı zamanda.

Esasen Mevlevi Mukabelesi’nin – içinde müzik ve görece dans barındırsa da – temel amacı sergilemek değildir; sema Mevlevilere ait bir zikir şekli, yolcularının insan-ı kâmil olma yolunda aldıkları bir dizi eğitimdir. Ayin-i şerif formunda olduğu gibi sema da belli bir düzende ve kurallar bütünü içinde icra edilir. Eğer bir izleyici kitlesine hitap ediliyorsa işte o zaman ritüelin izleyenler tarafından takibi mühim bir mesele hâline gelir ki yayının ortalama 2000 kişi tarafından izlendiği düşünüldüğünde, sema esnasında mevlevihane tavanının sık sık çekilmesi, bireyler üzerinden zoom yapılması, kimi zaman ses ile uyuşmayan çalgıların gösterilmesi gerçekten ritüelin takibini zorlaştıran bir durumdu. Bu noktada naçizane bir öneri olarak sabit bir kamera görüntüsünün bölünmüş ekran ile gösterilmesinin ve ritüele hakim bir yönetmenin çekime eşlik etmesinin kesinlikle çok faydalı olabileceğini söylemek isterim.

Resmî açıklamalara göre 11 Mart 2020 tarihinden bu yana Türkiye’de görülmekte olan Covid-19 salgını nedeniyle gündelik yaşamımıza gelen kısıtlamalar, toplu hâlde yaptığımız pek çok alışkanlığımızdan uzak kalmamıza neden oldu. Bu yeni hayat şartlarında yaşamımızı sürdürebilmek için de çözüm yolları aramaya başladık, bulduk da… Bulduğumuz çözüm yolları yeni, kavuşulmak istenen eskilerdi. Oysa kavuştuklarımız da yepyeni birer tecrübe oldu. Tıpkı yüzyıllardır yapılmakta olan Mevlevi Mukabelesi’nin bugün çevrimiçi olarak yayınlanması gibi…

Ne dersiniz sizce de Mevlânâ asırlar önce olacaklardan haberdar gibi değil mi?

“Ne kadar söz varsa düne ait
Dünle beraber gitti cancağızım
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım…”


Kültür ve Turizm Bakanlığı etkinliklerinden haberdar olmak için Sanat Cepte uygulamasını indirebilir, geçmiş etkinlik kayıtlarını izlemek için aşağıdaki linke tıklayarak YouTube kanalını ziyaret edebilirsiniz.[5]


[1] www.ittmt.org/ittmt/topluluk-kadrosu

[2] www.ittmt.org/ittmt/tanitim/mevlevi-ayini

[3] Dede Efendi (1778 – 1846). Hanende, neyzen ve besteci.

[4] Tekrar izlemek için: youtu.be/dz0mf6x95Jo  

[5] youtube.com/user/KulturTurizmBak


* MSGSÜ Etnomüzikoloji Ana Bilim Dalı Lisans Öğrencisi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s